Psikolojik Danışman Paşayev’den öğrenci ve ebeveynlere sınav kaygısıyla baş etme tavsiyeleri

Psikolojik Danışman Paşayev’den öğrenci ve ebeveynlere sınav kaygısıyla baş etme tavsiyeleri

Denizli Ersen Atan Özel Öğretim Kursu Psikolojik Danışmanı Kamil Vüsal Paşayev, sınav kaygısının belirtileri, baş etme yöntemleri ile ebeveyn ve çocukların dikkat etmesi gereken konular üzerine...

Denizli Ersen Atan Özel Öğretim Kursu Psikolojik Danışmanı Kamil Vüsal Paşayev, sınav kaygısının belirtileri, baş etme yöntemleri ile ebeveyn ve çocukların dikkat etmesi gereken konular üzerine tavsiyelerde bulundu.
Ersen Atan Özel Öğretim Kursunun Psikolojik Danışmanı Kamil Vüsal Paşayev’den sayılı günler kalan LGS sınav öncesi ebeveyn ve çocuklara uyarı geldi. Sınav kaygısıyla baş edilebilmesi için öğrencilere öneli uyarılarda bulunan Paşayev; “Sınav kaygısı, sınav esnasında öğrencinin akademik performansının düşmesine, üzerine çalıştığı ve aylarca biriktirdiği bilgiyi etkili kullanmamasına ve motivasyon kaybına neden olan bir duygu durumudur” dedi.
Psikolojik acıdan sınav kaygısını ele alan Paşayev, sınav kaygısını tetikleyen psikolojik faktörleri dört kategoride değerlendirdi. Paşayev; “Öğrencinin kendi ve akademik performansıyla ilgili tüm olumsuz tutum ve düşünceleri bu maddeyi tanımlar. Sorulara odaklanma, okuduğunu anlama ve öğrenilen bilgiyi hatırlamada öğrencilere zorluklar yaşatır.
Özgüvensizlikten kaynaklanan düşünceler, ebeveynlerin yaptıkları şeyleri sürekli çocuklara dile getirmesinden kaynaklanan mahcubiyet hissi ve ebeveynlerin sevgisinden mahrum kalma dürtüleri öğrencileri olumsuz etkileri. Sınav tresinin fiziksel belirtileri hızlı kalp atışı, terleme, hızlı soluk alıp verme, nefes darlığı, ağız kuruluğu, mide kasılması, bulantı hissi, karın ağrısı, ateş basması, göğüs ağrısı, baş ağrısı, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, uyuşma, karıncalanma hissi, üşüme ve ürpermedir. Duygusal belirtilerde ise öğrencinin ruh halinde gerginlik, karamsarlık, endişe, korku, öfke, panik, umutsuzluk, üzüntü, kontrolünü kaybetme hissi, özgüvensizlik, çaresizlik ve heyecan gibi alışmadık değişiklikler gerçekleşir. Sınav stresi yaşayan öğrencilerde sınava yaklaştıkça içe kapanmalar, uykusuzluk, uyuyamama, planlı ve programlı çalışmama, aşırı teknolojik cihazların kullanması, aşırı yemek yeme, iştahsızlık ve saldırgan hareketlerde bulunma gibi davranışsal değişikliler ortaya çıkabilir” dedi.

Ebeveynlere tavsiyeler
Bu sürecin ciddiye alınmasının önem arz ettiğine vurgu yapan Paşayev; “Bu süreçte ebeveyn çocuk arasında olumlu dil kalıplarının kullanılması, çocuklar tarafından harcanan çaba ve gayretin ebeveynleri tarafından takdir edilmesi, kıyaslanma, genelleme yapılmaması, çocuklar üzerinde beklentilerin oluşturulmaması, sınavla ilgili koşullandırma veya ödüllendirmelerin yapılmaması çocuklar acısından faydalı olabilecektir. Ayrıca bu durum çocukların sınav kaygısından kurtulmasına ve sınavda daha başarılı olmasına büyük katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Paşayev, sınava üç gün kala akademik çalışmaların büyük ölçekte azaltılmasının pedagojik yönden daha sağlıklı olacağı bilgisini de paylaştı. Paşayev, ebeveynleri şöyle uyardı:
“Bu 2 gün süre zarfında çocukların düzenli beslenmelerine, düzenli uyumalarına ve teknolojik aletlerden uzak durmalarına dikkat etmeleri gerekiyor. Ayrıca sınav günü ne giyileceğine, okula nasıl gidileceğine 1 gün öncesinden karar vermek daha doğru olacaktır. Sınav günü erkenden kalkmak ve kahvaltı yapmak kaygıyı ve de heyecanı önleyecektir”

Öğrenciler için etkili sınav ipuçları
Sınavda, bilgiyle beraber soru çözme stratejisinin birbiriyle düz orantılı olduğunun altını çizen Paşayev; “Öğrenci sınav yapılacak okula yarım saat öncesinden gitmelidir. Çünkü bir bireyin yabancı ortama adapte olma süresi ortalama 17-18 dakikadır. Sınav ortamına adapte olmadan sınava başlamak odaklanma sorununa neden olabilir. Sınava girmeden önce mutlaka nefes egzersizleri yapılmalıdır. Çünkü stres ve heyecanı dengeler. Sınavda soru çözümüne en iyi olunan branştan başlamak daha doğru olur. Çünkü soruları yapabildiğini görünmek motivasyonu yükseltir, korkuları azaltır, beyni daha aktif çalıştırır. Hepimizin bakınca ben bu soruyu çözebilirim dediğimiz soru türleri vardır. Öncelik bu sorulara tanınmalı. Çünkü zor sorular için zamandan tasarruf etmiş oluruz ve doğru ve kolay çözdüğümüz sorular bizi motive edecektir. Bir soruya en fazla 50 saniye zaman ayırmamız gerekir, çünkü aksi takdirde diğer sorulara zaman yetiştiremeyiz. Yapamadığınız soruyla inatlaşmamalıyız. Yoksa bize zaman kaybettirir. Zor bulduğumuz soruların yanına soru işareti koyalım, hızlıca üzerinden geçelim, en sonda zamanımız kalırsa dönüp bakabiliriz. Ve en önemlisi optik kâğıdına cevapları kodlarken sol elimizle numarayı takip ederek cevaplarımızı işaretleyelim ve kaydırma yapmadığınızdan emin olalım. Şunu asla unutmayın; sınav sizin kişiliğinizi veya değerinizi değil sadece bilginizi test eder. Sonuç ne olursa olsun siz evrenin ve ailenizin en değerlisi, en kıymetlisisiniz. Bu yüzden sınava rahat girin, yapabildiğinizi yapın. Harcadığınız çaba, gösterdiğiniz gayret bile her şeye bedeldir. Gerisi teferruat” şeklinde konuştu.